XIX. YÜZYILDAN İTİBAREN OSMANLI DEVLETİ’NDE  BATI MÜZİĞİNİN BENİMSENMESİ VE TOPLUMSAL SONUÇLARI Tem30

Tags

Related Posts

Share This

XIX. YÜZYILDAN İTİBAREN OSMANLI DEVLETİ’NDE BATI MÜZİĞİNİN BENİMSENMESİ VE TOPLUMSAL SONUÇLARI

XIX. Yüzyıldan İtibaren Osmanlı Devleti’nde Batı Müziğinin Benimsenmesi ve Toplumsal Sonuçları

(Doktora Tez Özeti)

Ondokuzuncu yüzyıldan itibaren Osmanlı toplumunu geniş bir çerçevede etkisi altına alan modernleşme serüveni içerisinde Batı müziğinin benimsenmesi önemli bir yer tutmaktadır. Bu benimsenme sürecinin incelenmesi, sosyolojik açıdan kültürel değişme olgusunun zengin dinamiklerinin ve de müzikolojik açıdan Cumhuriyet müziğine kaynaklık eden birçok önemli faaliyetler silsilesinin aydınlanması açısından değerlidir.

Batı müziğinin benimsenmesi, Batılılaşma hareketi için kimi düşünürlerin ileri sürdüğü gibi sadece devlet tarafından dayatılan tepeden inme zorunlu bir değişmenin mahsulü olarak görülmemelidir. Bu süreçte devletin önemli bir etkisi olduğu inkâr edilememekle birlikte gayrimüslimlerin ve aydınların etkisi de olmuştur. Batılılaşma hareketinin bu kültürel etkenlerinin yanı sıra İstanbul’da gelişmekte olan ve zamanla teknolojik gelişmelerle büyüyen bir müzik piyasasının etkisi de kaçınılmaz olmuştur. Bu piyasadaki üreticilerin arz ettiği ürün ve hizmetlerin tüketimi, halkın belirli ihtiyaçlarının karşılandığını gösteren bir ekonomik talebin de benimsemede belirleyici olduğunu ortaya koymaktadır.

İstanbul örneklemiyle ele alınan Osmanlı toplumunda Batı müziğinin benimsenmesi sürecinin incelenmesinde Osmanlı arşiv belgeleri, el yazmaları, özel ve devlet yıllıkları, döneme ait süreli yayın ve kitapların yanı sıra, hatırat, tezler, notalar, plaklar ve fotoğraflardan oluşan geniş bir kaynak yelpazesinden istifade edilmiştir. Sultan II. Mahmud’dan Cumhuriyet’e kadar olan dönem içerisinde devlet ve sivil hayatta Batı müziğinin benimsenmesi müzikoloji, sosyoloji, tarih, istatistik ve işletme disiplinlerinden faydalanılarak incelenmiştir.

Sultan II. Mahmud’un, Asâkir-i Mansûre-i Muhammediye’nin müzik örgütlenmesi için attığı ilk adımlar, saray, bürokrasi ve orduda Batı müziğinin benimsenmesinde belirleyici olmuştur. Sarayda hanedan mensupları eğitim, icra ve beste ile meşgul olurken bir yandan saray bünyesinde kurulan tiyatrolar çeşitli müzikli etkinliklerin düzenlenmesini sağlamıştır. Batı müziğinin devletin resmî müziği haline gelmesiyle merasim ve diplomatik temsillerden oluşan çeşitli etkinliklerde resmî marşlar icra edilmiştir. Saraya bağlı bir müzik kurumu olarak Muzıka-i Hümâyun, bando, orkestra ve tiyatroyu içerecek ve yabancı uzmanların da desteğini alacak şekilde büyüyerek Cumhuriyet’in başlıca müzik kurumlarının temelini oluşturacak bir olgunluğa erişmiştir. Osmanlı coğrafyasına yayılmış olan ordularda bandolar oluşturulmuştur. Devlette başlayan benimsenme süreci, daha sonra sivil hayatı kuşatacak şekilde genişlemiştir.

Batı müziğinin Osmanlı toplumuyla etkileşimi, iki tip benimsemeyi beraberinde getirmiştir. Bunlardan birisi Batı müziğinin Avrupa’da içinde yaşadığı kültürel sisteminin takliden İstanbul’da yaşatıldığı bütüncül bir benimsemedir. İkinci tip benimseme ise Avrupa’daki sistemi tanımlayan ve oluşturan müzik teorisi, çalgı, müzik türleri, yayıncılık, gramofon, vb. çok sayıda unsurun münferit olarak alınarak yerel müziğe aktarımını işaret etmektedir.

Ondokuzuncu yüzyılın ikinci çeyreğinden itibaren İstanbul’da Batı müziği ile ilgili bir piyasanın temelleri atılmıştır. Pera merkezli gelişen bu piyasa içerisinde tiyatro, gazino, kahve ve otellerin yanı sıra yabancı devletlere ait elçilik, kulüp, dernek ve okul gibi yapılar çeşitli müzik etkinliklerine sahne olmuştur. Müzik, çalgı ve fonograf-gramafon gibi konularda uzmanlaşan ticarethaneler müziğin tüketimi ve üretimi için gerekli olan ürün ve hizmetleri sağlamada kolaylaştırıcı bir rol oynamışlardır. Yine Pera’daki pek çok müzik öğretmeni de amatör müzisyenlerin yetiştirilmesine katkı sağlamışlardır.

Ondokuzuncu yüzyılın üçüncü çeyreği itibariyle İstanbul’daki müzik piyasası makam müziğini de içine alarak kitleselleşme yolunda bir adım daha atmıştır. Tiyatro, kıraathane, gazino, birahane, bahçe ve mesireler farklı türlerde ve sunuş şekillerinde makam müziği icralarına yer vermiştir. Amatör müzik eğitimine olan ilgi, geleneksel meşk sisteminden ayrışan bir profesyonel öğretmen zümresinin yaygınlaşması sonucunu doğurmuştur. Yirminci yüzyılla birlikte müzik eğitimi kurumsallaşarak müfredatın standartlaşması ve müzik öğretmenliği mesleğinde uzmanlaşma yolunda kalıcı bir adım atılmıştır. Yayıncılığın ve Batı grafik notasının benimsenmesiyle, müzik notalarının yanı sıra, nota, teori ve çalgı öğretim kitaplarının basımı giderek artmıştır. Batı müziğinin, makam müziğinde beste üretimi üzerinde de çeşitli tesirleri görülmüştür. Kitleselleşen bir müzik piyasasında şarkı, marş, opera ve kanto türlerinde yapılan bestelerin sayısı artmıştır. Tasvirî müzik denemelerinin yanı sıra çok sesli, tonal, süsleme ve ifade unsularının kullanımıyla beste üzerinde doğrudan görülen etkilerin de ilk örnekleri kaydedilmiştir.

Batı müziğinin Osmanlı toplumunda bütüncül ve kısmî olarak benimsenmesinde devlet, gayrimüslimler, aydınlar ve müzik piyasası ile teknolojik gelişmeler belirleyici etkilerde bulunmuştur. Devlet, bu süreç için gerekli olan zemini ve motivasyonu sağlamıştır. Gayrimüslimler piyasanın öncü tüketicileri ve üreticileri olarak gerekli kültürel iklimin en azından ilk zamanlar devamlılığını sağlamıştır. Aydınlar ise, müziği ile birlikte Batı kültürünün toplumda rağbet görmesini teşvik edecek şekilde yayıncılık ve yazarlık faaliyetleri ile kamu oyunu biçimlendirmeye ve etkilemeye çalışmıştır. Müzik piyasası ve teknolojik gelişmeler ise oluşmakta olan kitle kültürünün tüketicilerini tatmin edecek ürünler arz ederek, toplumun belirli kesimlerinden gelen ekonomik anlamda bir talebin karşılanmasını sağlamıştır.

Dr. Selçuk Alimdar